Dersimiz: Benchmarking

Cuma, 25 Şubat 2011 21:04 Fatih Ekrem BAHADIR
Yazdır PDF

Dersimiz: Benchmarking

Bugün sabah okula geldiğimde müdürüm okul çıkışı Termal Otel’de toplantının olduğunu söylediğinde hayli kızmıştık “Efendim o saatte toplantı olur mu!” diye. Neyse yorgun argın indik otele. Bekliyoruz vali beyi. Tabi kafamızda önyargılarımız. “Eee, nolacak? Ancak öğretmenleri toplar konuşur bu üst makamdakiler!” diye hayıflanıyoruz.

Yarım saat otelin konferans salonunda bekledik ve akabinde teşrif ettiler. Zafer Kalkınma Ajansı’nın sponsor olduğu ve Kütahya Valiliği tarafından organize edilen konferans başladı. Ancak daha konuşmaya başlamadan kravat ve ceketini çıkaran vali bey doğrusu bizi korkutmuştu. “Herhalde çok sürecek bu iş!” dedik.

Öğretmenin ve "hocam" kelimesinin kıymetinden girdi konuya. Bacanağının öğretmen olmasından ve öğretmenlerin öğrencileri tarafından çok sevilmesinden bir girizgâh yaptı. Ve gittiği 40’a yakın ülkelerden örnekler vermeye devam etti. “Herhalde vali beyin askerlik anılarını dinleyeceğiz!” veya “Bir vali bize ne vermek ister ki?” diye düşünmüyor değildik açıkçası.

Lakin cana yakın, uzun uzadıya konuşmalar yaparak insanları sıkmayan tavrı ile biz öğretmenleri tek kelime ile tavladı. Dünün Ankara Yenimahalle Kaymakamı, bugünün Kütahya Valisi Kenan Çiftçi halkla ilişkiler konusunda doktora sahibi bir vali. Yani özellikle eğitim konusunda Kütahya şanslı sayılır her ne kadar öğretmenleri biraz kımıldamaya itse de.

Benchmarking, model alma, başkasının başarılı olduğu bir konudan hareketle başarı elde etme yöntemine deniliyor. Bu model ilk defa Henry Ford tarafından kullanılıyor. Araçlarına talep çoğalınca talebe cevap vermek isteyen Ford, bir mezbahayı ziyaret ediyor. Tavukların kesiminden paketlenmesine kadar bir çalışma sürecinden geçmesi üretim bandını icat ettirir Ford'a. Ve bu sayede taleplere karşılık verir.

Grigory Petrov örneği bu alanda en güzel örneklerden biri. Kendi ekibi ile Finlandiya’yı çıkmazdan kurtaran bir öğretmen Petrov. Beyaz Zambaklar Ülkesinde isimli eseri birçok dile çevrilmiş ve günümüze kadar etkili olan kitaplardan biri. Özellikle öğretmen adayları için okumaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum. Vali Bey'in okunacaklar listeme eklettiği bir kitap. Kitapla ilgili yorumlarımı yakında kitap kafemden okuyabilirsiniz.

Sayın Çiftçi konuşmasını güzel bir hikâye ile bitirdi:

"Bir genç kız bilge adamı şaşırtmak istiyor. İki elinin arasına bir kelebek koyacak ve bilge adama, 'Avucumun içinde bir kelebek var, canlı mı ölü mü?' diye soracak. Ölü derse kelebeği salıverecek, canlı derse avucunu bastırıp kelebeği öldürecek; bilge adam her ne derse tersini ispat etmiş olacak. Kız kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatıyor: 'Avucumun içinde bir kelebek var: Canlı mı, ölü mü?' Bilge adam cevap vermeden önce uzun uzun kızın gözlerinin içine bakıyor ve cevap veriyor: 'Canlı da olması, ölü de olması senin ellerinde kızım, senin ellerinde!" der...”

Kısacası biz öğretmenlere emanet edilen öğrencilere nasıl davranmamız gerektiği, onların hayal dünyalarını açmamızı, içlerindeki cevherleri keşfetmemizi kısa bize hatırlatmış oldu. Elbette biz öğretmenler için biraz zorlayıcı olacak ama herhalde böyle çalışırsak bizim öğrencilerimiz de Einstein’ın dediği gibi ders bittikten sonra her şeyi anlamış olurlar.

Ben de Vali Bey'in anlattığı bir hikaye ile bitireyim yazımı: Kartallar 40 sene yaşarmış. 40 yaşına gelen kartalın gagası iyice aşağıya doğru uzar, pençeleri büyür ve avlanamaz hale gelir. O halde kartalın önünde iki seçenek vardır: Ya yüksek tepelerde bir mağaraya çekilecek ve ölümü bekleyecek ya da önce gagasını taşa vurup kıracak, yenilenen gagası ile uzayan ve işe yaramayan ayak tırnaklarını çekecek sonra gagası ile bir bir tüylerini yolacak ki uçabilsin ve avlanabilsin.

Ne diyelim, eğer bizler birer öğretmen olarak güncel kalmak istiyor ve yeni nesle yetişmek istiyorsak gagamızı kırmakla işe başlayabiliriz mesela.

Hadi bakalım benchmarkinge marş marş!..

Son Güncelleme: Salı, 28 Şubat 2012 12:50

Yorumlar  

 
0 #2 Fatih Ekrem BAHADIR 03-03-2011 04:50
Alıntılandı Gülver:
Başlık çok ilginçti, devamı daha da ilginç... Evet bazen hiç bir şey çıkmaz dediğin konuşmadan ne filizler yeşerir...
Thank for sharing this with us...


Rica ederim. Gittik konferansa, ne gördüysek dostlar için kaleme aldık. Teşekkür ederim güzel yorumların için.
Alıntı
 
 
+1 #1 Gülver 02-03-2011 22:56
Başlık çok ilginçti, devamı daha da ilginç... Evet bazen hiç bir şey çıkmaz dediğin konuşmadan ne filizler yeşerir...
Thank for sharing this with us...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Reklam Alanı

Beni Takip Et

Twitter İletilerim

Çalışmalarım

Ankete Oy Ver

Yabancı dil derslerinizde e-Book kullanıyor musunuz?





  • Popüler
  • Rastgele
  • Etiketler

Nedir Bu Öğretmen Düşmanlığı? İ...

Eğitim Açısından Sürekli Bilgisayar...

Kısa Kısa...

Merhaba, İngilizce öğretmeniyim ve Fatih Ekrem BAHADIRazimli bir blog yazarıyım. Özel dersler veriyorum, çeviri ve tercümanlık yapıyorum. Dil bir üzerine websitem ve İngilizce kaynak arşivim var.